Kategoriler

Instagram Slider

  • Wwwgezginpusulamcom
    by gezginpusulamiz Www.gezginpusulam.com
  • Marsilya  Notre Dame wwwGezginPusulamcom facebookcomGezginPusulamiz twittercomgezginpusulam instagramcomgezginpusulamiz
    by gezginpusulamiz Marsilya / Notre Dame www.GezginPusulam.com facebook.com/GezginPusulamiz/ twitter.com/gezginpusulam instagram.com/gezginpusulamiz/
  • Hayat bir nefestir aldn kadar Hayat bir kafestir kaldn kadar
    by gezginpusulamiz "Hayat bir nefestir, aldığın kadar... Hayat bir kafestir, kaldığın kadar... Hayat bir hevestir, daldığın kadar..."
  • Palais Longchamp  Marsilya wwwGezginPusulamcom facebookcomGezginPusulamiz twittercomgezginpusulam instagramcomgezginpusulamiz
    by gezginpusulamiz Palais Longchamp / Marsilya www.GezginPusulam.com facebook.com/GezginPusulamiz/ twitter.com/gezginpusulam instagram.com/gezginpusulamiz/
  • Yaamaz lm gze almayan Zafer gz yummadan koana gider Bayraa
    by gezginpusulamiz Yaşamaz ölümü göze almayan,  Zafer, göz yummadan koşana gider. Bayrağa kanının alı çalmayan,  Gözyaşı boşana boşana gider! Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

Malta

Malta

Yıl 2009 ilk defa yurtdışına çıkıcaz, heyecan dorukta. Nasıl gidicez, nere gidicez, dil desek azcık okuldan kalma, biraz araştırma ve gideceğimiz rota Malta olarak belirliyoruz. Nere gideceğimiz konusunda karar vermeden önce pasaport işlemleri için emniyete gidip başvurumuzu yapıyoruz, ama bu kadar gezeceğimizi bilmediğimizden dolayı 6 aylık pasaport harcını Ödemiş bulunduk, şimdi farkına varıyoruz ki, ne kadar uzun alırsak o kadar iyiymiş.

Pusulamızın yönü Malta…

Taksim de Malta da ofisi bulunan bir firmanın yardımı ile gerekli olan evrakları hazırlıyoruz.  Oraya gidip 15 günlük dil kursu ve aile yanında konaklama seçeneği ile 15 günlük ilk shengen vizemizi alıyoruz.  Aylardan kasım, akşam saatlerinde havalimanındayız gümrüklü alandan önce pasaport kontrol ve sonrası atlıyoruz uçağımıza ve bizi bekleyen Malta ya hareket ediyoruz. Sabaha karşı bizi orada bir minibüs ile oradaki acentanın bir çalışanı karşılıyor, yakından başlayarak araçtaki diğer arkadaşları kalacakları yerlere bırakıyor ve sıra bize geliyor. Evimiz Sliema da, okula yaklaşık olarak 15 dk yürüme mesafesinde.

Ev de bizi oğlu ile beraber yaşayan bir teyze karşılıyor, teyze ama dediğimize bakmayın, 50 li yaşlarında o zamanların modası Pegeuot 206 araçla ile gezmeyi seven gayet bakımlı bir bayan karşılıyor. Görünüşte sinirli gibi görünse de  çatpat sohbet etmeye çalıştıkça daha cana yakın olduğunu anlıyoruz. Tanışma Faslı’ndan sonra, odamıza yerleşiyor ve biraz uykudan sonra sabah acentanın çalışanı alıp etrafı biraz tanıttıktan sonra, evden okula nasıl gideceğimizi, izleyeceğimiz rotayı gösteriyor, beraber okula gidiyoruz St.Julian’a (EF) . Kayıt ve okulu tanıdıktan sonra ilk dersten önce seviye belirleme sınavı yapılıyor ve sınıflar belirlendikten sonra geçiyoruz sınıflara, sınıfta dünyanın birçok yerinden öğrenci, en çokta Türkiye den gelenler…

ilk gün olduğundan erken çıkıyoruz, yürüyerek etrafı tanıyarak evi bulmaya çalışıyoruz, Sliema da küçük bir yer ve evimizin sahile yakın bir noktada olmasından dolayı çokta zorlanmıyoruz. Evi bulduk neyse etrafta başka neler varmış diyerek iniyoruz, merkeze.  Görseniz Türkiye’deyiz kebapçılar dönerciler,  yemek konusunda sıkıntı yok anlayacağınız.  Bugün bize sorsanız dil öğrenmek için gidilecek bir yer değil bizce, çünkü dil öğrenmeye gidiyorsunuz ama her tarafta Türkçe konuşanlar var, çoğunlukla gençler ve eğlence ön planda. Neyse ilk günün ardından dönüyoruz, suratsız ama yardımsever teyzemizin evine.

Akşam yemeği için bize mercimek çorbası ve salata hazırlamış ama çorba bildiğiniz lapa bizim bileğimiz ne ezogelin ne de süzme mercimek patates püresi kıvamında, lezzetli sayılır, içtik ayıp olmasın diye , evde daha öncede Türk misafirleri olmuş, ondan dolayı az çok neyi sevdiğimizi biliyor.  Devamında hediye olarak getirdiğimiz Türk lokumu ve Türk kahvesini veriyoruz, bu tatları önceki misafirlerinden dolayı tanıyor teyze.

İkinci günün sabahında, kahvaltımızı yapıp, süt ve gevrekler eşliğinde yarı aç yarı tok okulun yolunu tutuyoruz, yol üzerinde gördüğümüz pastaneden, peynirli poğaça alıp yürüyerek yemeğe devam ediyoruz. Okula git, derse gir, mola ver uzun bir eğitim hayatından sonra tekrar sınıf ortamı ve sayılı Malta günleri biraz sıkıcı olsa da, bu bizim okuldaki ilk tam gün eğitimimiz oldu. Diyoruz okul burada bitti ama öyle olmadı, gezmeleri bitirince devam eden eğitim günlerine devam edildi.

Ertesi gün evden çıkıyoruz, sorarak öğrendiğimiz 14 numaralı otobüs ile gidiyoruz başkent Valetta ‘ya. Triton Fountain meydanın da otobüs duraklarında iniyoruz. Yürüyerek city gate den geçerek giriyoruz caddeye, bizim İstiklal caddemize çok benziyor. Cadde araç trafiğine kapalı, hediyelik eşya dükkanları, cafeler, restaurantlar, müzeler bulunmakta. İlk molamızın girişteki Cafe Royale girip birer kahve içiyoruz.

 

Devam ediyoruz, ilerisinde güzel bir meydan bulunuyor, oturulup kahve ve cheescake yemeniz tavsiye olur. Biz dönüşte uğramıştık sütlü çay ve cheescake denedik ama kahve daha yerinde olur.

 

The Palace State Room’s bulunmakta biz girememiştik kapalıydı.

 

caddenin sonunda geri dönüyoruz, Valetta city gate den çıkıp sola dönünce The Saluting Battery, Upper Barrakka Gardens’a geliyoruz.  Malta’yı, yarımadayı oluşturan 3 bölgeyi en net görebileceğiniz bir tepe de kurulu, tarihi bir park. Biz ordayken mevsim sonbahar-kış oldugu icin bahçe de çiçek yoktu. Büyük bir bahçe beklemeyin,, ama manzara süper. Fotograf meraklilari için mükümel bir konum, yorgunlar içinde kahve molası verilebilir bir yer. ve geldiğimiz yoldan dönüyoruz eve.

Ertesi gün, Sightseeing Bus ‘lardan bilet alıyoruz ve şehri otobüs üzerinde gezmeye devam ediyoruz, okulu sormayın zaten yalan oldu

North route olarak aldığımız biletlerimizle biniyoruz bus lara, şehirin içerinsinden öyle pek inipte binmemize gereken yer çok yoktu gibi, onun için biz aklımıza iniceğimiz durak olarak Mdina olarak belirlemiştik.

Etrafı sur ve hendeklerle çevrili bir orta çağ şehrine köprüden geçerek, tarih kokosu, Sarı Malta taşlarından, dar uzun ve ince sokaklardan, geçerek tarihi kokuyu alarak giriyoruz. Zaman tünelinde, geçmişe yolculuk yapmanız için gayet uygun. Günümüze kadar en iyi korunmuş ortaçağ Malta’nın başkenti, Unesco mirasları listesinde yer alan, Malta denince görülmeden dönülmemesi gereken bir yer.

   

 

Bizce gezmenin en güzel yollarından bir tanesi de bu otobüsler ile gezmek, otobüsler zaten gezilmesi ve görülmesi gereken yerleri rota olarak belirlemişler sadece size uygun rotayı seçmek kalıyor.

Mdina dan çıkıyoruz ve gelen otobüse atlıyoruz, rotamızda başka da duraklar olmasına biz inmiyoruz, ve başladığımız noktaya geri dönüyoruz.

Sahil boyunca yürüyerek, banklarda akşam ediyoruz, ve evin yolunu tutuyoruz.

Sonraki günümüzde, ev sahibimizin önermiş olduğu Popeye Village, Temel Reis’in köyüne gidiyoruz. Ancak sıkıntı var, gideceğimiz otobüs numarasını ev sahibi de bilmiyor, otobüs şoförleri de, bundan dolayı yanlış yönlediriliyoruz ve cezası yaklaşık bize 3 saatimize patlıyor. Doğrusu sonradan öğrendik ama, Valetta dan 42 numaraya binip yaklaşık 1 saat gidip orada aktarma yaparak gitmekmiş.

Tabii bizim yoldan canımız bezdiği için, hele de o 30-40 yaşlarında ki otobüsler ile gidince, tövbe ettik, taaa Gozo feribotlarından geri döndük. Sonrada öğrendik ki orası bir film seti olarak yapılmış ve sonrasında turizme kazandırılmış bir yermiş. Neyse siz yine de gidin ama doğru otobüsle

Diğer günlerde derse giriyoruz eve dönüyoruz, akşamları ise sahil boyu yürüyerek geçiriyoruz.

Bizden Malta hakkında bu kadar.

 

Bir cevap yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.